Ana sayfa İstanbul Ayasofya Müzesi / İstanbul

Ayasofya Müzesi / İstanbul

Türkiye ve İstanbul’da en çok ziyaret edilen müzeler arasında 1. sırada yer alan Ayasofya müzesi yıllara meydan okuyan ve dünya üzerinde iki büyük din için önemli bir yapı olan Ayasofya hakkında kısa bilgiler verelim.

İstanbul’un Bizans Döneminden günümüze gelmeyi başaran en önemli anıtı şüphesiz dünyanın sekizinci harikası olarak gösterilen ve Bizans’ın en görkemli eseri olan Ayasofya’dır Konstantin ile birlikte Bizans İstanbuluna en önemli katkıları sağlayan İmparator Justirianus’un eseri olan Ayasofya, boyutuyla ve görkemiyle yüzyıllarca dünyanın en abidevi yapısı olarak kalmıştır. İstanbul’un geçirdiği yangın, deprem gibi birçok felakete de göğüs gererek günümüze değin ulaşmayı başarmıştır.

Ayasofya, sadece görkemi mimarisiyle değil Bizans mozaik sanatının en güzel örnekleriyle de görülmesi gereken bir eserdir. Bizans İmparatorluğu’nun en parlak dönemlerinden bir bölümünde hükümdarlık yapan Justinianus devasa boyutuyla ünlenmiş efsanevi Süleyman Tapınağını geçecek bir yapı yapılmasını istemiş, sonuçta ortaya Ayasofya çıkmıştır. Bizans dini mimarisinin bir plan arayışına olduğu dönemde inşa ettirilmiş olan Ayasofya sadece görkemiyle değil planıyla da Bizans mimarisinde bir eşi daha olmayan bir örneği ortaya koyar.

O döneme dek kiliselerde kullanılan bazilikal planla, merkezi planın birleştirilesi yönünde çabalara işaret eden Ayasofya’nın Anadolu’nun yerel mimari unsurları ile beslendiği de açık. Her şeyden önce mimarları Anadolu’dan. Yapımında kullanılan sütunlar, sütun başlıkları, mermerlerin birçoğu da Anadolu’daki antik yapılardan devşirilmiş olan malzemeler. Sütunların ait olduğu yapılar arasında dünyanın yedi harikasından biri olan Efes Artemis Tapınağı da var.

Ayasofya Müzesi (Osmanlı Dönemi)

İstanbul, Osmanlıların eline geçtiğinde Ayasofya’ya zarar verilmemiş, aralarında Mimar Sinan’ın da olduğu Türk mimarlar yapının günümüze gelebilmesi için tüm hünerlerini sergilemişlerdir. Mimar Sinan Ayasofya’nın günümüze ulaşabilmesinde kuşkusuz en önemli payı olan kişidir. Yapının kenarlarına eklediği istinat duvarları ile kubbenin ağırlığı yüzünden sürekli olarak açılan ve yıkılma tehlikesi geçiren yapıyı sağlamlaştırmıştır

Fatih, Ayasofya Camii

Hristiyanlığın bu kutsal mekanı Osmanlılar zamanında İslamiyet in kutsal mekânına dönüşmüştür. Hakkında anlatılan efsanelerden bazılarının bu kutsallığı artırdığı muhakkak. Bu yüzden birçok Osmanlı padişahı da türbelerini Ayasofya’nın avlusunda yaptırmışlardır.

Ayasofya’nın bahçesinde gördüğünüz şadırvan ise 1740 yılında I. Mahmut tarafından inşa ettirilmiştir. Osmanlı’nın kendine özgü geliştirdiği sanattan Avrupa etkili mimariye geçişin yaşandığı bir döneme denk geldiğinden süslemeler ve saçak düzenlemelerinde barok özellikleri görebilmek mümkün.

Ayasofya’nın müze haline getirilmesinden sonra açığa çıkarılmış olan mozaikler de Bizans sanatının en güzel örneklerinden ve 9. yüzyıl’dan 12. yüzyıla kadar değinen farklı dönemlerde meydana getirilmişlerdir. Osmanlı hat sanatının en göz alıcı örneklerini de benzer biçimde Ayasofya içinde görebilirsiniz.