Ana Sayfa Erzincan Kemah Kalesi – Erzincan Hakkında Bilgi

Kemah Kalesi – Erzincan Hakkında Bilgi

Kemah’ta yerleşme tarihinin başlangıcını ve Kemah Kalesi yapılış zamanını kesin olarak belirleyen herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Ancak yapılan tarihi araştırmalarda, Kemah’ın da üzerinde yer aldığı bölge tarihinin Paleolitik Çağ’a (yontma taş devri) gidebileceği vurgulanmıştır. Bunun yanında, doğudaki Erzincan ovası ile Erzurum’da yapılan kazılardaki arkeolojik bulgular, bölge tarihinin M.Ö. 4000-3000 yıllarına kadar dayandığını gösterir.

Kemah Kalesi ve Kemah ilçesi

Kemah Kalesi Tarihi

Asur ve Hititler’e ait çivi yazılı kaynaklarda Kemah, M.Ö. 2000’li yıllarda Doğu Anadolu’da kurulmakta olan küçük feodal beyliklerden biridir. M.Ö. 15. yüzyılda Hitit kökenli kaynaklarda Kemah’tan Kumaha olarak bahsedilmekte, ve Hititler’in Hayaşalar üzerine Kemah kalesi için seferler yaptığını belirtmektedir. Bu bilgilerden Kemah’ta yerleşme tarihinin günümüzden en az 4000 yıl önce başlamış olabileceği sonucunu çıkarmamız mümkündür.

Hayaşalar’dan sonra, Bizanslılar dönemine kadar Kemah’ta Urartular, İskit ve Kimmerler, Medler, Persler, Partlar (İranlılar), ve Romalıların yaşadığı kaynaklardan anlaşılmaktadır. Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra Kemah, M.S. 10. yüzyıla kadar Arsak Devletinin önemli şehirlerinden biridir. Ani ismiyle anılan Kemah, aynı zamanda kutsal şehir özelliğindedir. Zamanla şehir Camacha (Kamaçha-Ani) adını almıştır.

Kemah, 379-678 arasında kalan devrede Bizanslıların egemenliğinde  kalmıştır. Bu dönemde Kemah’tan yazılı kaynaklar Theodosiopolis olarak bahseder. İslâmiyet’in ortaya çıkışından bir müddet sonra bölge Arapların akınlarına maruz kalmıştır. Kemah Türklerin egemenliğine girinceye kadar, Araplar ve Bizanslılar arasında birkaç defa el değiştirmiştir. Bu tarihlerdeki Kemah, Arap kaynaklarında Kamah, Kemh ve Kamh şeklinde geçmektedir.

Türk Egemenliğine Geçişi

Anadolu’ya ilk Türk akınları, Hun Türklerinin 4. yüzyılın başlarında Derbent ve Daryol geçitlerinden Doğu Anadolu’ya girmeleri ile başlamıştır. Malazgirt Zaferinden (1071) kısa bir süre sonra ise Kemah Türklerin eline geçmiştir. Alparslan, Malazgirt Zaferinin ardından Orta ve Doğu Anadolu’nun çeşitli kesimlerine komutanlar gönderirken, ErzincanKemah ġarkîkarahisar (ġebinkarahisar) çevresini Emir Mengücek Gâzi’ye iktâ* ederek bu bölgelerin fethedilmesini emretmiştir. Bunun üzerine Kemah-Erzincan bölgesini fetheden Emir Ahmet Mengücek Gâzi Mengücek Beyliğini kurarak (1072-1114) korunaklı ve sağlam bir kaleye sahip olması dolayısıyla Kemah’ı merkez yapmıştır. Dolayısıyla doğal süreçlerin ortaya çıkardığı Kemah Kalesi , Türk hakimiyetinden önce olduğu gibi Türklerin Anadolu’ya gelmeleri ile birlikte yine çok tercih edilen stratejik askeri bir mevki özelliğindedir.

Mengücek Beyliği sınırları içerisinde 1228 yılına kadar kalmış olan Kemah, bu tarihten sonra Anadolu Selçuklu Devleti’nin himayesine girmiştir. Kösedağ Savaşı (1243) ile birlikte Moğol istilâsına uğramış olan bölge, 1335 yılına kadar Selçuklu himayesindedir. Bu tarihten sonra 16. yüzyıl başlarına kadar Kemah Eretna Beyliği, Karakoyunlular ve Akkoyunlular gibi Türkmen topluluklar arasında sık sık el değiştirmiştir. Son olarak 1503 yılından itibaren Kemah ve çevresi Safevilerin eline geçmiştir. Anlaşılacağı gibi, Kemah savunma ve aynı zamanda kontrol özelliği yüksek olan Kemah Kale dolayısıyla çeşitli devletler, milletler ve hatta etnik gruplar arasında sık sık el değiştiren bir yerleşme durumundadır.

Osmanlıların yükselme dönemlerinde Yavuz Sultan Selim 1514 yılında Çaldıran Muharebesini kazanmış ve Doğu Anadolu Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Aynı yıllarda Kemah Kalesini ele geçiren isyancı bir grup çevreyi tehdit etmektedir. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim kuşatmaya bizzat katılarak 15 Mayıs 1515 tarihinde Kemah Kalesi’ni dolayısıyla  Kemah’ı Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlı himayesine girdikten sonra Kemah idarî olarak sancak* statüsüne getirilmiştir. Osmanlı egemenliğine girinceye kadar bölgede bir takım millet veya devletlerin mücadelesi sonucu Kemah’taki yerleşmelerin ve kale surlarının aşırı derecede tahrip olduğuna çeşitli kaynaklarda işaret edilmektedir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Kemah Kalesi

Korunaklı ve sağlam bir yapıya sahip olan Kemah Kalesi hakkında Osmanlı devri için en gerçekçi bilgileri Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bulabilmekteyiz. Söz konusu eserde kalenin Erzurum civarında benzeri olmadığı ve üç sağlam kapısı ile üzerinde ağır topların bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca kale üzerinde 600 kadar toprak damlı ev, üç cami, sekiz mescit ile beş buğday ambarının bulunduğuna işaret edilmektedir. 1520 ve 1530 tarihli tahrir defterlerinde, kalenin dışında dört mahallenin bulunduğu ve bu mahallelerin 239 haneden meydana geldiği kaydedilmiştir. Bu mahalleler, Cami mahallesi, Ahi Ferec mahallesi, Rumbacı mahallesi ve sınırlarının genişlemesi, ülke sınırlarının ortasında kalan Kemah Kalesi’nin öneminin azalmasına neden olmuştur. Bu durum her şeyden önce asker nüfusun ve devlet yatırımlarının azalmasını, şehrin ise fonksiyonlarının zayıflamasını hızlandırmıştır. Kemah kalesi’nin askeri anlamda savunma özelliğinin yanında, içerisinde yer aldığı vadiyi doğu-batı yönünde kateden ticaret yolunu kontrol etme özelliği de bulunmaktaydı. Çünkü günümüzde Anadolu’nun doğusunu batısına bağlayan demiryolunun geçtiği Kemah boğazı, fiziki anlamda bu doğrultuda alternatifsiz doğal geçit özelliğindedir. Çeşitli kaynaklarda Erzincan-Sivas arasındaki Kemah boğazının hem ticaret, hem de askeri bakımdan Anadolu’daki önemli yol güzergâhlarından birini meydana getirdiği belirtilmektedir.

Kemah Kalesinin Coğrafi Önemi

Siyasi coğrafyada statik olarak kabul edilen coğrafi mevki, yer şekilleri, iklim ve akarsular gibi doğal etkenlerin önemi, teknolojik gelişim sonucu jeopolitik ve jeostratejik anlamda büyük ölçüde azalmıştır. Kemah kalesi’nin 16. Yüzyıldan sonra öneminin azalması, Kemah’ı gerileme sürecine iten en önemli etkenlerden biridir. Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girdikten sonra idarî olarak bir sancak merkezi olan Kemah, aynı zamanda serhat şehri (sınır şehri) özelliğindedir. Sınır bölgesi olmanın yanında kaleye bağlı olarak bilhassa doğuya yapılacak seferlerde askerî bir üs durumundadır. İmparatorluğun sınırlarının genişlemesi ve Kemah kalesi’nin stratejik öneminin azalmasının bir sonucu olarak, 1566 yılından sonra sancak statüsünden çıkarılarak Erzincan’a bağlı bir kaza durumuna getirilmiştir. 16. yüzyıldan sonra idarî yapısındaki değişikliğin sonucu Kemah’a bağlı yerleşmelerin sayısında önemli ölçüde azalma olmuştur.

Kazı Çalışmaları

Nitekim 1892 yılında kazaya bağlı 4 nahiye ve 86 köy bulunmaktadır. Kemah Kalesi’nin dolayısıyla yerleşmenin öneminin azalmasında önemli etkenlerden biri de Anadolu’nun doğusunu batısına bağlayan yol hatlarının kuzeye kaymış olmasıdır. Askeri ve ticaret yollarının önemi kaybetmesi ve kara yolu ulaşım hattının Kemah’ın kuzeyinden geçmesi, ilçenin birkaç yüzyıldan beri sapa bir konumda kalmasına neden olmuştur. Cumhuriyet Orta mahalle olup, konumları ile ilgili bir kayda rastlanmamıştır. Yine 1516’da şehirde Müslüman ve Hıristiyan toplam 2591 kişi yaşamakta olup, nüfus 1530’da 3697’ye yükselmiş, ancak 1591’de 2556’ya kadar gerilemiştir. 1520 yılında Kemah kazı merkezinde bulunan 1146 kadar asker nüfus yerleşmenin gelişmesinde askeri önemini göstermektedir.

Kemal İlçesi

1591 yılında beş mahallesi olan Kemah’a 297 köy ve 126 mezraa bağlıdır. Genişçe bir alanın yönetim merkezi olan Kemah’ın bu devrelerden sonra idari fonksiyon alanı giderek daralmıştır.

Kemah – Erzincan

16. yüzyıla kadar geçen devrede Kemah kalesi , Doğu Anadolu ve çevresinde hakimiyet kurmuş olan devlet ya da milletlerin adeta kavuşum noktasındadır. Bir başka ifade ile bölgede uzun veya kısa süreli kurulup yıkılan devlet veya beylikler, geniş alanlara yayılım gösteremediklerinden daha dar sınırlar içerisinde birbirleri ile mücadeleye dayalı bir hakimiyet anlayışını benimsemişlerdir. Bu bakımdan kaleler söz konusu devletçikler için vazgeçilmez savunma alanlarını oluşturmaktadır. Bu kalelerin en önemlilerinden biri ise doğal süreçlerin ortaya çıkarmış olduğu ve savunmanın çok kolay sağlandığı Kemah Kalesi’dir. Ancak ileride bahsedileceği üzere 16. yüzyıldan sonra Osmanlı İmparatorluğunun döneminin hemen sonrasında (1939) ilçeden geçen demiryolu ise beklenen kalkınmayı gerçekleştirmenin aksine göçleri hızlandırmıştır. 20. yüzyılın başında 3250 kişinin yaşadığı Kemah ilçe merkezinin Cumhuriyet döneminin ilk nüfus sayımındaki nüfusu 1590’a kadar gerilemiştir. Cumhuriyet döneminden başlayarak günümüze kadar geçen dönemde ilçe merkezi ve köylerinden dışarıya yoğun bir göç hareketi yaşanmaktadır. Belirgin olmasa da sayım dönemlerinde inişli çıkışlı rakamlara ulaşan kasaba nüfusu 2016 yılı nüfus sayımında 7.125’dir.

Kaynak : Yrd. Doç. Dr. Adem BAŞIBÜYÜK (Atatürk Üniversitesi, Erzincan Eğitim Fakültesi, Öğretim Üyesi)

Kemah Kalesine Nasıl Gidilir?

Kemah Kalesi Erzincan’a 50 km uzaklıkta bulunan Kemah ilçe merkezinde bulunmaktadır. ilçenin her yerinden görülebilen kaleye ulaşım için Erzincan – Kemah arası otobüsler kullanılabilir.

Pazartesi – Cuma Günleri Minübüslerin Kemah’tan Kalkış Saatleri

07:00   07:15   07:30   08:00   08:30   10:00

Pazartesi – Cuma Günleri Minübüslerin, Erzincan’dan  Kemah’a Dönüş Saatleri

13:00   13:15   13:30   14:00   15:00   17:00

Salı, Çarşamba, Perşembe Günleri Minübüslerin, Kemah’tan Kalkış Saatleri

07:00   07:30   08:00   10:00

Salı, Çarşamba, Perşembe Günleri Minübüslerin, Erzincan’dan  Kemah’a Dönüş Saatleri

13:00   14:00   15:00   17:00

Cumartesi Günü Minübüslerin, Kemah’tan Kalkış Saatleri

07:00   08:00   09:00

Cumartesi Günü Minübüslerin, Erzincan’dan  Kemah’a Dönüş Saatleri

13:00   14:00   17:00

Pazar Günü Minübüslerin, Kemah’tan Kalkış Saatleri

07:00

Pazar Günü Minübüslerin, Erzincan’dan  Kemah’a Dönüş Saatleri

14:00

Her Sabah Saat 07:00’de Erzincan’dan Kemah’a Sefer Kalkmaktadır.

Not : Otobüs sefer saatleri değişmiş olabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz