Ana Sayfa Camiler Süleymaniye Camii – İstanbul

Süleymaniye Camii – İstanbul

937

Büyük usta mimar Sinan (1489-1588) şaheserlerini ürettiği yıllar Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566), IIci Selim (1566-1574) ve III. Murad (1574-1595) dönemlerine rastlar. Sinan, baş mimar sıfatıyla, imparatorluğun bütün yapılarında kullanılan malzemeyi ve yapıların teknik sağlamlığını kontrol etmekle görevlendirilmişti (Kaynak: Türk Sanatı, Celal Esat Arseven, Cem yayınevi, 1964). Divandan çıkarttığı bir kararla, inşaat kurallarına aykırı yapılmış binaları yıktırmak yetkisine sahipti. Onun asıl önemi, yapılarında gerçekleştirdiği deneylerle ve şifreli simgelerle Osmanlı-Türk mimarlığını doruğa ulaştırmasındadır.

Sinan’ın şaheserlerinden biri olan Süleymaniye camiinin inşaatı 1549 yılında başlamış ve 1557 yılında tamamlanmıştır. Daha önce yapılmış camiler gibi bu bina da iki kısımdan oluşur. Biri avlu diğeri de ‘sahn’ denen üstü kubbeli bölüm. Bu bölüm kareye çok yakın bir yapıda olup, eni 57 metre boyu 60 metredir. Kubbe karenin tam orta kısmına gelecek şekilde yerleştirilerek simetriyi tamamlamıştır.

2 Ana girişi oluşturan merkezi bölümün enini yüksekliğine bölersek 1,618 değerini elde ederiz ki, bu Altın Oran sayısıdır. Görüyoruz ki Mimar Sinan, çok eski dönemlerden beri bilinen ve güzelliğin simgesi olduğu kabul edilen Altın Oran sayısını ana girişe şifrelemiştir.

Süleymaniye Camisinin Şifreleri

Süleymaniye Camii 4 Minare 10 Şerefe

1. Camiin dört minaresi ve 10 şerefesi vardır. Bu seçimlerin tesadüf eseri oldukları söylenemez. Zira Sinan, her inşaatında en küçük ayrıntılara dahi dikkat eden ve denetleyen bir mimardı. Adından da belli olduğu gibi, Süleymaniye camii Kanuni’ye ithaf edilmiş bir eserdir. Dolayısıyla onun özel durumunu camiye bir şekilde şifrelenmiş olmasına şaşmamak gerekir. Dört minare ve on şerefe, Kanuninin İstanbul’un fethinden beri 4cü ve imparatorluğun kuruluşundan beri 10uncu Osmanlı padişahı oluşu ile pekâla ilişkili olabilir. (Şerefe : Minare Balkonu) Bu konuya değinen mimarlık tarihçisi İsviçreli Ernest Mamboury (1878- 1953) uzun yıllar İstanbul’da yaşamış ve İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı Feriköy’deki Protestan mezarlığındadır.

2. Süleymaniye camiine hem dıştan hem de üstten bakıldığında tam bir simetri göze çarpar. Kubbeyi taşıyan iki büyük yan kemer somaki mermerden dört muazzam sütuna dayanmaktadır. Böylece dıştaki dört minare ile içteki dört sütun aynı şifrenin zahiri ve batıni tekrarı gibidir.

3. Süleymaniye’nin kubbesi 53 metre yüksekliğe sahip olup Ayasofya’nın kubbesinden 6 metre daha yüksektir. Bu kavisli kubbe göğün simgesi olmakta, kare zemin ise yeri (dünyayı) simgelemektedir. Kare zemin ve hatta kare yan duvarlardan oluşan küp o günkü dünya anlayışını yansıtıyor. Küp şeklindeki yapının üzerine oturtulan kubbe, Osmanlı mimari tarzının tipik bir özelliği sayılabilir. Zira bu yapı şeklini pek çok Osmanlı eserinde görüyoruz. Küp ile kürenin birleşiminden oluşan yapı tarzında yer ile göğün estetik bütünselliği şifrelenmiş olabilir. Bu inşaat tarzında basitlikle güzelliğin birleşimini oluşturan yer ile göğün ayrılmaz bütünselliğini sadece camilerde değil, o günkü farklı yapılarda da buluyoruz. Örneğin, 1732 yılında inşa edilmiş olan Tophane’deki çeşmede de aynı simgeselliği görüyoruz. Alttaki resimde Tophane çeşmesinin restore edilmiş şimdiki hali görülüyor.

Fotoğraf : istanbuldakicamiler.com

4. Tüm Osmanlı camilerinin kubbelerinin ortasında veya minare tepelerinde görülen simgeye alem denir. Kubbenin tepesindeki alemin ucundaki hilal ile ortasına yerleştirilen yıldız, şüphe götürmeyecek şekilde göğe atıf yapmaktadır. Kubbenin tam merkezinde oluşu gökte görülen ayın özel önemine işaret etmektedir. Ay-yıldız simgesi atalarımızın evren anlayışını şifrelemekte, ay ile yıldızın hem camilerde hem de bayrakta bulunuşu derin kültürel anlamlar içermektedir.

5. Camiin dışında müştemilat denen binalar topluluğundan da söz etmek gerekir. Bu binalar: yoksullar için imaretler, dört adet medrese ve bir ilkokul, öğrencilerin kalabileceği binalar, yoksullar için bir hastane ve bir düşkünler evi. Böylece Süleymaniye camii sadece dua edilen bir tapınak olmaktan çok öte bir anlayışla, halkın eğitim, sağlık ve barınak ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile inşa edilmişti.

Süleymaniye Cami Nerede ve Nasıl Gidilir?

İstanbul Tarihi Yarımada içerisinde bulunan Süleymaniye Camii Haliç ve Galata köprülerinin hemen üst tarafında yürüme mesafesindedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz